İMZA NEDİR? NASIL ATILMALIDIR?

Adli grafolojinin temel inceleme alanına giren başlıca unsur imza analizidir. Bilimsel olarak incelenebilen materyal ise el yazısıdır. İşte bu nedenle tanımına ve yasada belirtildiği şekline uygun imza atmak son derece önemlidir. Aşağıdaki açıklamadan da anlaşılacağı üzere imzanın el yazısından oluşma gerekliliği vardır. Bu gereklilik, uzmanların inceleyerek daha kesin sonuçlar elde edebilmesini sağlamak amacındadır.

Hukuk sistemimizde imza çok net bir şekilde tanımlanmış olmasına rağmen ne yazık ki ülkemizde henüz imza bilinci oluşmamıştır.

Basit el hareketleri ve şekillerden oluşan karalama şeklindeki imzalar hem bilimsel hem de hukuksal gerçeklere aykırıdır.

Ne yazık ki eğitim süreçlerinin hiç bir aşamasında imzanın nasıl atılması gerektiği bizlere öğretilmemiştir. Oysa ki tanımına uygun atılmayan imzalar imza sahibi için büyük riskler taşımaktadır.

İmza; “Bir kişinin bir belgeyi yazdığı yahut onayladığını gösteren, her zaman aynı şekilde yazdığı ad ve işaret” olarak tanımlanır.

Hukuk sistemimizde Soyadı Kanunu ve Yönetmeliği ile Borçlar Kanunu’nda imzanın tanımı yapılmıştır.

Soyadı Kanunu’ nun 2. maddesinde “Söyleyişte, yazışta, imzada ön ad önde, soyadı sonda kullanılır” hükmü yer alır. Sadece bu tanımdan bile imzada ön ad ve soyadın bulunması gerektiği aşikardır.

Soyadı Yönetmeliğinde ise, imzanın nasıl atılması gerektiği daha detaylı olarak tarif edilmiş ve “…imzada öz adın ilk harfini, öz adı iki tane ise her ikisinin ilk harflerini veya birinin ilk harfi ile ötekinin tümünü ve soyadının tümünü yazmak…” şeklinde açıklama getirilmiştir.

Borçlar Kanunu’ nun 14. Maddesi ise “İmza, üzerine borç alan kimsenin el yazısı olmak lazımdır.” ifadesini içermektedir.

Yukarıda bahsi geçen tüm yasal içerikten imzanın;

  • El yazısı şeklinde atılması gerektiği ve
  • İsmin baş harfi, iki isim varsa birinin baş harfi ile ötekinin tamamının yahut ikisinin baş harfinin ve soyadının tamamının yazılması gerektiği

Anlaşılmaktadır.

Bu özellikleri taşımayan basit bir takım el hareketlerinden oluşan şekiller imza olarak nitelendirilmemelidir. Nitekim bu şekilde atılmış olan imzalarda uzmanların inceleme yapacağı bulgu alanları önemli derecede daralmakta ve bu durum sağlıklı karar verilmesini güçleştirmekle birlikte yanılma payını da artırmaktadır.